Rana Taner
Türkiye’de Arapçanın önemi




Türkiye’de 8 devlet üniversitesinin Edebiyat Fakültesi bünyesinde  “Arap Dili ve Edebiyatı” ve 2 devlet üniversitesinde de Eğitim Fakültesi bünyesinde “Arapça Öğretmenliği “  bölümü yer almaktadır.  Bunun yanı sıra birçok özel eğitim kurumunda üniversite düzeyinde Arapça eğitimi verilmektedir.     

Öğrencilerin bu bölümü tercih sebebi çeşitlilik arz etse de şüphesiz en önemli gerekçe İslam dininin kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim’in Arapça olmasıdır. Mütedeyyin öğrencilerin bu kitabı anlama ve İslami bilimler üzerine yoğunlaşma arzusu Arap dilinin bir bölüm olarak önem ve gerekliliğine işaret etmektedir.

Türkiye’de İmam Hatip okullarının sayısının artması ve ilköğretim ile liselerde Arapçanın seçmeli ders olarak okutulması bu alanda daha fazla öğretmenin istihdam ihtiyacını doğurmuştur. Bu durum bir çok öğrencinin meslek edinme kaygısıyla  bu bölüme yönelmesini sağlamaktadır.

Türk dizilerinin Arap ülkelerinde popüler hale gelmesinden sonra Arap Dünyasının Türkiye’ye olan ilgisi artmış ve Türkiye’ye gelen Arap turist sayısında büyük bir artış olmuştur. Şüphesiz ki bahsedilen artış; turizm alanında çalışmak isteyenler için bölümü daha cazip hale getirmiştir.

Bilindiği üzere Türkiye’de yaşanan siyasal evinim sonucunda Arap ve Türk dünyası, cumhuriyet tarihi boyunca hiç olmadığı kadar yakınlaşmıştır. Bu yakınlaşma sonucunda da Arap ülkeleriyle yapılan ticari hacim büyük bir artış göstermiştir. Arap ülkeleriyle ticaret yapmak isteyenler için de Arapça öğrenimi gerekli hale gelmiştir.

Arap dili bölümlerinden mezun birçok öğrenci medya alanlarında da çalışmaya yönelmektedir. Özellikle dünyanın en sıcak bölgelerinden biri olan Ortadoğu’da habercilik yapmak birçok kişiye çekici geldiği için Arapça öğrenimi de bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

Farklı bir bakış açısından bakıldığında; Arap Edebiyatı, dünya edebiyat literatürünün en köklü ve en zengin içeriğe sahip kadim edebiyatlardan biri olarak kabul edildiğinden dolayı bu bölümün edebiyat meraklılarının dikkatini celbetmiş olması gayet anlaşılabilir bir durumdur.

Türkiye’de Arapçanın önemi üzerine konuşurken, Türkiye'ye gelen mültecilerin etkisinden bahsetmezsek bazı noktaların eksik kalacağı muhakkaktır. Türkiye’de bulunan yaklaşık 4 milyon Suriyeli mülteciye hizmet veren gerek sivil toplum kuruluşları gerekse devlet kuruluşları, personel istihdamında öncelikli olarak Arap diline hakimiyet kriterini göz önüne almaktadırlar.  Örneklendirmek gerekirse; hastanelerde hizmet alan mülteciler için çevirmen bulundurma zorunluluğu vardır. Ayrıca mülteci kamplarında arapça bilen doktor, psikolog vb.  görevliler bulunmaktadır.

 

Şunu belirtmek gerekir ki, Türkiye’de başta muhafazakar çevreler olmak üzere Arapça öğrenmeye çeşitli motivasyonlarla büyük bir talep vardır. Bu makalede bahsedilenler ilk akla gelen belli başlı sebepler olmakla beraber , daha bahsedilmeyen birçok sebep olduğu da muhakkaktır.

*Öğrenci – İstanbul Üniversitesi


© 2016 MISIR BAŞKONSOLOSLUĞU - ALL RIGHTS RESERVED