Mısır Toplumuna Dair




Mısır Arap Cumhuriyeti’nin başkenti Kahire’dir.

Yönetim şekli 1953 yılında ilan edilen cumhuriyettir. Nüfusu ise 90 milyondur. Kuzey Afrika’nın nüfus bakımından en büyük ülkesidir. Resmi din İslam’dır.

Halkın yaklaşık %91’i Müslüman’dır. Müslümanların tamamına yakını Sünni olup, bunların çoğunluğu Şafii olmakla birlikte bir kısmı da Hanefi’dir. İkinci önemli etnik unsur, nüfusun %7’sini teşkil eden Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı Hıristiyan olup, kendilerine özgü bir dilleri varsa da, bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır. Zira Kıptiler de Mısır halkı gibi Arapça konuşmaktadırlar.

Mısır halkı genelde dil öğrenmeye meraklı, misafirperverlik konusunda oldukça cömert ve cana yakındırlar. Ülke birçok medeniyete ve ırka ev sahipliği yaptığı için sarışınından esmerine kadar her türlü insanı görmek mümkündür.

Mısır, daha ziyade Arap ve İslam kimliği ile yoğrulmuş bir sosyo-kültürel yapılanma içinde olsa da özellikle Kahire ve İskenderiye gibi şehirleri sayesinde Doğu Akdeniz, Uzak Doğu ve Ortadoğu ile kurduğu iktisadi, siyasi ve ticari bağlara sahip olmuş Batı Avrupa kültürü ile bariz bir etkileşim içinde olmuştur.

Afrika kıtasının en büyük şehri olan ve Arap âleminin önemli kültür merkezlerinden olma vasfını taşıyan Kahire, zengin bir tarihî geçmişe sahip olup, çok sayıda tarihî eser barındıran modern bir turizm merkezidir. Diğer yandan dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye fenerinin bulunduğu İskenderiye şehri, Ebu Simbel tapınaklarına ev sahipliği yapan Asvan ve dünyanın en büyük sfenksiyle en büyük üç piramidin bulunduğu Gize de, önemli kültür merkezleridir.

6-12 yaşlar arasında ilköğrenim zorunlu ve ücretsizdir. Örgün eğitim sisteminin üç aşamaya ayrıldığı Mısır’da, altı yıllık ilköğrenimi, ancak sınavla girilebilen üçer yıllık orta ve lise öğrenimi takip etmektedir. Örgün eğitim sisteminin yanı sıra, Ezher Üniversitesi’ne bağlı enstitülerde de çok sayıda öğrenci eğitim görmektedir. Kuruluşu 970 yılına kadar uzanan Ezher Üniversitesi, İslam ve Arap bilimleri konusunda dünyanın başarılı önde gelen eğitim kurumlarındandır. Başlıca devlet üniversitelerinin Kahire, İskenderiye, Ayn Şems ve Asyut gibi şehirlerde toplandığı Mısır’da, özel üniversitelerin yanı sıra çok sayıda teknik üniversite de bulunmaktadır.


Mısır İnsanının Karakteri Üzerine




Muhammed Guniyme

 “Coğrafya, ilimlerin en üstünü olmayabilir fakat kültürel açıdan daima birinci sıradadır. Zira kültür merhalelerinin en yükseği olup aynı zamanda temel kültürel ilmilerdendir. Coğrafya olmadan ne yaparsan yap eksiksindir. Bu bilim sayesinde bilinçli ve entelektüel sayılırsın”.

Bu beliğ ve anlamlı kelimelerle Cemal Himdan, kültürlü kişiyi anlatmış ve coğrafya bilmine yeni bir mefhum kazandırmıştır. Çünkü büyük bir deha olan Himdan, coğrafyanın insanın kendi vatanını bilip onun güzelliklerimi görüp sırlarını idrak etmesine tek çare olduğuna inanmıştır. Himdan, coğrafyayı sadece sınırları ve coğrafi girinti çıkıntıları ele alan pozitivist bir bilim olarak görmüyordu. Himdan’a göre coğrafya, muhtelif ilimleri içine alan bir bilimdir. Coğrafya kavramını “coğrafyayı iyi bilirsen bu veya şu yerde yaşam biçimine ilişkin her şeyi bilirsin” diyerek “coğrafya, doğa bilimleri ile sosyal bilimleri bağlayan bir köprüdür” der. Kısacası, coğrafyada ‘her bahçe bir çiçektir’ fakat her coğrafyacı ‘aklına her geleni söyleyen kimseler’ demek değildir, demek istemektedir. Coğrafya, yeryüzünde ansiklopedik bir bilim gibi görünse de, aslında o, epik bir bilimdir; yani ilimlerin bilimi değil dünya bilimdir” şeklinde tanımlıyor.

Dr. Cemal Himdan, coğrafi düşünce alanında nev-i şahsına münhasır biriydi. Onun fikirleri, bir nevi doğru coğrafi düşünceyi gösteren bir pusula gibiydi. Himdan, sadece bir coğrafya hocası değildi. Aynı zamanda ömrünü, Mısır aşkı uğruna uzman bir araştırmacı olarak geçirmiş bir düşünür ve âlim idi. Öyle ki; Mısır’ın zamanını ve konumunu analize etmiş ve “Mısır İnsanının Karakteri: Mekân Dehası Üzerine Bir Çalışma” adlı ölümsüz eseri olan kapsamlı ansiklopedisini yazmıştır.

Dr. Cemal Himdan, dürüstçe ilim objektifi ışığında ve bir Mısırlı kimliği ile kişisel önyargısından tamamen uzak kalarak güzel sözlerle Mısır insanının karakterini hem pozitif hem de negatif yönlerini ele alarak anlatmıştır. Himdan, aydın ve avam Mısırlılar’ın kötü yönlerini ve iyi yönlerini gözler önüne sermeyi hedeflemiştir. İyi yönlerinin kullanılarak Mısır insanın yeniden inşa edilmesini teşvik ediyor, insan yaşamının tüm değişkenleri aşıp geçmesini tavsiye ediyordu. Bu yüzden “Mısır Karakteri” adlı destan ve ansiklopedisinde, ister olumlu ister olumsuz, Mısır insanının en önemli yönlerine değinmiştir. İlerleyen satırlarda, sizlere, Himdan’ın Mısır insanının karakteri hakkında yazdıklarından birkaç kesiti sunacağız.

Mısır insanının karakterine ait en önemli nitelikleri, karakteristik tavırları ve bileşenleri saymaya çalışmamız şüphesiz hem ilginç hem de bir o kadar yararlı olacaktır. Seçilerek değerlendirilmeye, uzaklaştırılmaya, tasnif edilmeye ve daha sonra tavsif edilmeye açık bir ön görünüm listesi olacaktır. Konuyu ele alan çalışmalardan rastgele bir örnek verirsek (örneğin; Mısır insanının karakterinin milli huyu), aynı şekilde bu sıfat ve özelliklerin en çok tekrar edilenini de seçsek, elbette birbirine yakın kategoriler içine girebilecek uzun bir liste çıkacaktır. Bu listede çeşitli çelişkiler ve uyuşmazlıklar yaşanabilir. Peki,

Mısır insanının karakteristik özellikleri nelerdir?

Geçmişinde bir tarım medeniyetidir ve bu köklü geçmişi sebebiyle dindarlık en önemli özelliklerindedir. Bu dindarlık anlayışına sabır, azim, dayanıklılık ve muhafazakârlık da dâhildir. İtidal anlam olarak muhafazakârlıktan pek uzak olmasa da, esneklik, uyum, değişiklik ve yavaş gelişmeyi sağlayan canlılıktan makul bir pay sağlamaktadır. Adım adım ve az dozlar ile gelişmektedir. İtidalden hareketle, Mısır insanı içine kapanık olmayan hareketli sosyal karaktere daha yakındır. Rekabetten çok dayanışmaya, gerçekçilikten çok itidale meyillidir. Çünkü çevre ve tecrübeden yani coğrafya ve tarihten bunu öğrenmiştir. Ayrıca hakikate saygı duyar ondan ne vazgeçer ne de onunla çelişkiye düşer, hakikatten dindarlığa yönelerek veya latife yaparak kaçar.

Şüphesiz ki Mısır, tarih boyunca, yabancılara karşı hiç nefret beslememiştir. Dünyanın ortasında yer alması sebebiyle de, ne ırkçılığı ne de cinsel hoşgörüsüzlüğü tanımıştır. Bilakis farklı milletlerin insanlarının nasıl birbirleriyle bağdaştığını göstermiştir. Bu da nadir bir çekim gücü sayesindedir. Belki de aynı şeyi dinî açıdan ele alındığında da söylenebilir. Zira dinî hoşgörü eski Mısır insanının en kadim özelliklerindendir. Bu da tarih boyunca dinleri kabullenmesini sağlamıştır. Hiç tesadüf değildir ki Hristiyanlığa manastırı, ondan sonra da İslam’a tasavvufu ekleyen Mısır’dır. Ayrıca Mısır’da dini katliamlar veya engizisyona da yer verilmemiştir. Çünkü bu coğrafyada dinlerin çeşitliliği, dini hoşgörüsüzlüğü engellemiş ve hoşgörüyü yaşam için gerekli kılmıştır. Medeniyet bağlamında ise, Mısır insanının modern batı medeniyetiyle bir etkileşiminin olmadığı görülmektedir. Bugün Mısır medeniyeti hem eskinin hem de yeni akımın öğelerinin açıkça canlandırmasıdır. Mısır’ın kırsal bölgeleri de, birçok yönde tarihi detaylıca sergilemektedir. M.ö yirminci yüzyılda pulluk gibi aletlerin yanı sıra M.s yirminci yüzyılda traktör ve tanker gibi aletleri de görmek mümkün olmuştur. Bu yazdıklarımızda ilginç olan şey Mısır’ın kendi öz gücünü kaybetmeden geniş ufuklu yani kozmopolit bir dünya görüşüne nasıl sahip olduğudur? 

© 2016 MISIR BAŞKONSOLOSLUĞU - ALL RIGHTS RESERVED